5.Eylül.2010
Duyurular| Hızlı Arama
  Ana Sayfa Ödüller Temsilcilerimiz Foto Galeri İletişim Projelerimiz Paylaşalım Reklam  
üye girişi
üye adı
şifre
IŞifremi UnuttumIYeni Kayıt
hızlı erişim
ANA SAYFA
SUMD Expand SUMD
ÜYELER Expand ÜYELER
ETKİNLİKLER
HABERLER
BURS Expand BURS
KÜLTÜR SANAT Expand KÜLTÜR SANAT
ÖNEMLİ LİNKLER

www.selcukkariyer.net
üniversitemiz




Kitaplar



GÖRÜNMEZ CANAVARLAR ( Chuck Palahniuk )

Hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı, yanılsamanın hüküm sürdüğü şu dünyada bize iyi ve doğru olarak dayatılanı değil de, kötü olduğu söylenerek bizden uzak tutulanı tercih etmek ne derece mümkündür? Chuck Palahniuk, bize yine roman olarak ulaşan bu üçüncü "kimlik krizi"nde, aile ve toplumda var olan genel geçer davranış kalıplarının altında yatan gerçekliği evirip çeviriyor. Genç ve güzel manken Shannon mutlu olmak için her şeye sahiptir: Parlak bir kariyer, kitlelerin ilgisi, yakışıklı bir sevgili ve yakın bir dost. Ancak geçirdiği bir 'kaza' yüzünün yarısını yok ettiğinde, görünmez bir canavara dönüşür. Hastanede tanıştığı, ameliyatla kadın olmaya hazırlanan transseksüel Brandy Alexander, ona geleceğini yaratabilmek için geçmişini silmesi gerektiğini, gerçek keşiflerin hep kaostan çıktığını öğretir. Bu süreçte Shannon, Brandy Alexander'la ve kendisini aldatan sevgilisi Manus'la bir intikam yolculuğuna çıkacaktır. Kişisel ve toplumsal arızaların kol gezdiği, çağdaş bir çorak ülkede çıkılan bu yolculukta üçünün isimleri, kimlikleri ve geçmişleri her şehirde değişirken, okur da görüntüye, yüzeyselliğe odaklanmış bir dünyada aile, sevgili, arkadaş konumundaki insanlarla ilişkilerin sığlığına tanık olur. Palahniuk cinsiyet değiştirme operasyonlarının büyük ölçüde kolaylaştığı ve yaygınlaştığı bir çağda, cinsiyetlerin bile görüntüden ibaret olduğunu vurguluyor. Bir yandan güzellik ve kimlik kavramlarına bakarken, tüketim toplumuna ve estetik operasyon kültürüne haşin saldırılar yöneltiyor. Üstelik bütün bunları okurunu adeta bir eğlence trenine bindirip baş karakterinin geçmişiyle bugünü arasında dolaştırarak ve şaşırtıcı bir finalle adamakıllı sarsarak yapıyor. "Fight Club"ın yazarından çarpıcı bir roman....







YABANCI ( Albert Camus )



Yabancı, Fransız yazar Albert Camus'nün 1942'de yazdığı, en çok ses getiren yapıtı. Romanın başkişisi Meursault Cezayir'de yaşamaktadır. Genç adam, kent dışında bir yaşlılar evinde kalan annesinin cenazesine katıldıktan sonra, yanına sevgilisini ve arkadaşı Raymond'u da alarak haftasonunu geçirmek üzere deniz kıyısına gider. Orada Arapların saldırısına uğrayan Raymond yaralanır. Daha sonra olay yerine gelen Meursault, Raymond'u yaralayan Arabi silahla öldürür. Mahkemeye çıkarılan genç adama idam cezası verilir. Albert Camus, ilk kez bu romanda ele aldığı 'absürd' kavramını, Meursault 'nun olaylara bakış açısında, davranışlarında, insanlarla ve dış dünyayla ilişkilerinde başarıyla işliyor. Absürd'ü ve yabancılaşmayı Meursault'nun kişiliğinde buluşturan Albert Camus, genç adamın dış dünya ile arasına koyduğu uzaklığı, hem kendine, hem topluma yabancılaşmasını, annesinin ölümü dahil her şeye nesnel bir biçimde yaklaşmasını ustalıkla sergiliyor. Çevresiyle ilişkilerinde kayıtsız ve edilgen olan genç adam için dış dünya anlamsızdır. Meursault ile 'anlam' arasındaki çelişki daha romanın başında belli olur. Genç adam mahkemede, işlediği suçtan çok, olaylar karşısındaki tutumuyla yargılanır. Meursault 'nun dış dünya ile arasındaki duvarı kaldırması, yabancılığından sıyrılması, ancak romanın sonunda, mahkeme ölüm cezası verdiğinde gerçekleşecektir. Yabancı, büyüleyici gücünü, içinde barındırdığı trajedi duygusuna borçludur: Bir türlü ele geçirilemeyen 'anlam'ın sürekli aranması, toplumdan ve dış dünyadan kopuk bir bilinç, topluma yabancı duran kahramanın çevresiyle ve toplumla arasındaki çatışma.




AŞKNAME ( İskender Pala )


Aşk, uyumadan önceki son şey, uyandığı zamanki ilk şeydir.Peki böyle midir?!.. İnsanlık tarihinin en eski konusu... Ve İskender Pala nın nefis anlatımı... Aşkın kutsallığını, ayrılığın ve kavuşmanın anlamını, insanın aşka düşünce çektiği acıları, aşka düşen şairlerin dilinden dizelerle süsleyen İskender Pala, aşkı sadece kavuşmak olarak anlayanlara, aşkın tükenmeyen bir duygu olduğunu, beklemenin, özlemenin de aşka dair olduğunu seçkin bir üslupla anlatıyor. Bundan yıllarca ve yıllarca önce yaşamış bazı şairleri ve onların şiirlerini, bu topraklarda yaşanan acıları ve insana dair en temel duyguyla aşkla yoğuran bu öyküleri, geçmiş zamana tanıklık ederek okuyacak, okurken sarsılacaksınız. Her yüzyıldan bir aşk öyküsü var kitapta. Tek başına okunduğunda her biri bir hüzün yumağı, ama art arda okunduğunda yüzyıllar akarken değişen anlayışları ve hissedişleri sunan bir aşk tespiti...br Bu kitabı okumadan aşk şudur demek daima yanlış yargı olacaktır.




İYİ HİSSETMEK ( Dr. David Burns )


İYİ HİSSETMEK İYİ HİSSETTİRİYOR 
İşte size iyi bir haber kendinizi kaygı, suçluluk, kötümserlik, erteleme, düşük benlik saygısı ve depresyonun diğer "dipsiz kuyu" lardan ilaçsız kurtarabilirsiniz!İYİ HİSSETMEK'te, psikiyatrist David Burns duygularınızı harekete geçirecek ve hayata daha olumlu bakmanızı sağlayacak, bilimsel olarak test edilmiş teknikler sunuluyor. 
Duygudurumunuzdaki dalgalanmaların nedenlerini anlayın 
Olumsuz fikirleri kafanızdan silip atın 
Suçluluk duygunuzla başa çıkın 
Sevgi ve onay bağımlılığınızın üstesinden gelin 
Özgüveninizi arttırın 
"Hiç bir şey yapmamak" ile baş edin 
Depresyonun acı veren girdabından kurtulun 
"Okunacak ve tekrar okunacak bir kitap!" 











2009.12.19Bu Sayfa 185 kez görüntülenmiştir.
                
 
Selçuk Üniversitesi Mezunları Derneği - Tüm Hakları Saklıdır.
Toplam Ziyaretçi Sayısı :  23253
Aktif Ziyaretçi Sayısı :  4